Türkiye’de Adalet Kimin Eline Emanet?

Gepubliceerd op 11 februari 2026 om 17:52

Yazan: Göksu Başaran LF Mehmed 

 

 

 

 

 

Türkiye’de yargı ve siyaset ilişkisine dair tartışmalar sürerken, yeni Adalet Bakanı olarak göreve başlayan Akın Gürlek’in kariyeri yeniden gündemde. Özellikle siyasi niteliği tartışılan davalarda aldığı kararlarla öne çıkan Gürlek’in yükselişi, kamuoyunda farklı yorumlara neden oluyor.

 

 

 

Siyasi Davaların Öne Çıkan İsmi

 

Akın Gürlek, hâkimlik yaptığı dönemde Türkiye’nin en çok konuşulan davalarının birçoğunda görev aldı. Bu süreç, onu önce üst düzey yargı pozisyonlarına, ardından Adalet Bakanlığı koltuğuna taşıyan kariyer basamaklarının temelini oluşturdu.

 

Türkiye’de yargının siyasallaştığı yönündeki tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, Gürlek’in imzasının bulunduğu dosyalar kamuoyunun yakından takip ettiği kararlar arasında yer aldı.

 

 

 

Demirtaş ve Önder Kararı

 

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde görülen davada, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandı.

 

2013 İstanbul Newroz’unda yapılan konuşmaların delil olarak değerlendirildiği davada karar yıllar sonra çıktı. Demirtaş 4 yıl 8 ay, Önder ise 3 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Demirtaş hakkında siyasi yasak uygulanmasının önünü açtı.

 

 

 

Hrant Dink Davasında Karar Açıklandı

 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada da kararı açıklayan isim Gürlek oldu.

 

Mahkeme dört sanığa müebbet hapis cezası verirken, 22 kişiye çeşitli sürelerde hapis cezası verildi; 28 sanık ise tüm suçlamalardan beraat etti. Karar hem hukuk çevrelerinde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

 

 

 

Kaftancıoğlu’na Hapis ve Siyasi Yasak

 

2019 yılında sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılanan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 9 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

 

Yargıtay tarafından onanan karar sonrası Kaftancıoğlu hakkında siyasi yasak uygulanmaya başlandı. Davanın mahkeme başkanı da Akın Gürlek’ti.

 

 

 

Şebnem Korur Fincancı Kararı

 

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attığı gerekçesiyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yargılandı.

 

2018 yılında verilen kararla Fincancı’ya 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kararın altında Gürlek’in imzası bulunuyordu.

 

 

 

Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD Davası

 

Çağdaş Hukukçular Derneği’nin eski genel başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında bulunduğu 20 avukatın yargılandığı davanın mahkeme başkanlığını Gürlek yaptı.

 

Dava sonucunda Kozağaçlı ve bazı avukatlar tutuklandı. Dosya, savunma hakkı ve adil yargılama tartışmalarını da beraberinde getirdi.

 

 

 

Sözcü Davası

 

Sözcü gazetesi yazarları hakkında açılan “örgüte yardım” davası da Gürlek’in baktığı dosyalar arasında yer aldı.

 

Gazeteciler Emin Çölaşan ve Necati Doğru, “Gülen yapılanmasına bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan 3 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı.

 

 

 

AYM Kararı Tartışması: Berberoğlu Dosyası

 

Akın Gürlek’in kamuoyunda en çok tartışılan kararlarından biri Enis Berberoğlu davası oldu.

 

Anayasa Mahkemesi 2020 yılında hak ihlali kararı vermesine rağmen, Gürlek’in başkanlığındaki mahkeme karara uymadı ve AYM’nin “yerindelik denetimi” yaptığı görüşünü savundu. Bu tutum, yüksek yargı kararlarının bağlayıcılığı konusunda geniş bir tartışma yarattı.

 

Tüm bu tartışmalara rağmen Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 2021 yılında Gürlek’i birinci sınıf hâkimliğe yükseltti.


 

Bakan Yardımcılığından Başsavcılığa

 

2022’de Adalet Bakan Yardımcısı olarak atanan Gürlek, 2024 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine getirildi. Bu atama, yargı kulislerinde kritik bir adım olarak değerlendirildi.

 

Göreve başlamasının ardından özellikle muhalefet belediyelerine yönelik soruşturmalar kamuoyunda geniş yer buldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı ilçe belediyelerine yönelik operasyonlar dikkat çekerken, çok sayıda belediye yöneticisi hakkında adli süreç başlatıldı.


 

Sosyal Medya Fenomenlerine Yönelik Operasyonlar da Gündem Oldu

 

Gürlek döneminde yalnızca siyaset ve hukuk dünyasını ilgilendiren dosyalar değil, kamuoyunda geniş yankı uyandıran sosyal medya soruşturmaları da dikkat çekti.

 

Bazı sosyal medya fenomenlerine yönelik yürütülen operasyonlar; vergi incelemeleri, yasa dışı bahis iddiaları, kara para aklama suçlamaları ve uyuşturucu bağlantılı soruşturmalarla gündeme geldi. Bu adımlar, dijital platformlarda elde edilen gelirlerin denetlenmesi ve influencer ekonomisine yönelik hukuki çerçevenin tartışılmasına neden oldu.

 

Söz konusu operasyonlar, yargının sosyal medya alanına daha doğrudan müdahil olduğu yeni bir dönemin işareti olarak yorumlandı.

 

 

Adalet Bakanlığına Uzanan Yol

 

Yargı kariyeri boyunca verdiği kararlar sık sık “bağımsız yargı” tartışmalarının merkezine yerleşen Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na atanması, yalnızca bir bürokratik yükseliş olarak değil, Türkiye’de yargının yönüne dair güçlü bir siyasi mesaj olarak da değerlendiriliyor.

 

Eleştirmenlere göre bu atama, tartışmalı davalarla anılan bir ismin ülkenin en kritik hukuk makamına getirilmesi anlamına geliyor. Gürlek’in geçmişte aldığı kararların önemli bir bölümünün muhalefet siyasetçileri, gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle ilgili olması, “yargı tarafsızlığı” konusundaki soru işaretlerini daha da büyüttü.

 

Hukuk çevrelerinde dile getirilen yorumlardan biri de şu: Türkiye’de yargı sisteminde yükselmenin yolu, verdiğiniz kararların yarattığı tartışmalarla ters orantılı görünmüyor. Aksine, siyasi etkisi yüksek dosyalar kariyer basamaklarını hızlandıran bir faktör haline geliyor. Gürlek’in kariyer çizgisi bu tartışmanın en güncel örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

 

Destekleyenler atamayı “tecrübeli bir hukukçunun göreve gelmesi” şeklinde yorumlarken, eleştirenler bunun yargının yürütmeye daha da yaklaşmasının sembolü olduğunu savunuyor. Bu nedenle söz konusu atama, sadece bir görev değişikliği değil; Türkiye’de güçler ayrılığı ilkesinin fiili durumu hakkında yeni bir tartışma başlatmış durumda.

 

Önümüzdeki süreçte asıl sorunun ise şu olacağı ifade ediliyor: Tartışmaların odağındaki bir yargı pratiği, şimdi tüm sistemin başına geçtiğinde Türkiye’de adalet algısı nasıl şekillenecek? Gürlek’in bakanlık döneminin, bu soruya verilecek en somut yanıtı oluşturması bekleniyor.

Reactie plaatsen

Reacties

Er zijn geen reacties geplaatst.